AnasayfaPortal*GaleriSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Başörtüsü Krizi: Semboller Savaşı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
taz
Sitenin Onur Üyesi
Sitenin Onur Üyesi
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 1497
Yaş : 38
Kayıt tarihi : 18/04/08

MesajKonu: Başörtüsü Krizi: Semboller Savaşı   Cuma Nis. 18, 2008 10:48 pm

kaynak:
http://www.muhammedmucahid.net/y/Basortusu/TurkiyeMazlumlari/bkssksbm.htm
Başörtüsü Krizi: Semboller Savaşı

Kimlikler Savaşından Bağımsız mı?



Yaşadığımız
ülkede kurulu düzenin temellerini, işleyıişini, güç odaklarını teorik
olarak yıllarca anlatsanız, üzerinde akademik araştırmalar yapsanız da
insanlara anlatamadığınız gerçekleri, bazı somut olaylar net bir
şekilde ortaya çıkarıyor.


Ülkenin siyasi,
ekonomik birçok ciddi sorunu varken, hepsinin unutulup rejim elden
gidiyor paranoyası ile Merve Kavakçı’nın mecliste yemin etme girişimine
karşı başlatılan siyasi linç, sistemin öncelikli sorununu göstermesi
açısından önemlidir. Zaten irtica yaygarası ile gitgide elimizden
alınan hak ve özgürlüklerimiz M. Kavakçı’nın şahsında bir kere daha
baltalanmıştır.


Gerginliği Kim Yarattı?

2
Mayıs 1999 Pazar günü başörtülü olarak milletvekili seçilen M.
Kavakçı’nın meclise yemin etmek üzere gelmesi ile oluşturulan
gerginliğin yankıları halen sürüyor. Ecevit’in daha önceden hazırlamış
oldugu bir metinle, henüz milletvekili yemini etmeden kürsüyü
gaspederek militanca yaptigi konusmada, burasının (yani TBMM’nin)
devletin meclisi olduğunu, bu yerin devlete meydan okunacak yer
olmadığını ve bu hanıma haddinin bildirilmesi gerektiğini söyledi.
DSP’liler elleri patlayıncaya kadar tuttukları alkışlarla ”dışarı
dışarı" diye bağırıyorlardı. Aslında istenen başörtüsünün bu ülkemiz
her gerçeği olduğunun inkar edilmesiydi. Millet iradesi dedikleri şey
de yalnızca meclis duvarlarında asılı kalmalıydı.


Bütün
Türkiye’nin ayrıntılarıyla bildiği bu olay sonrasında, medyada ve
kendini İslam’a nisbet eden bazı kesimlerde M. Kavakçı’nın gerginlik
yarattığı ve bir türban krizi oluşturduğu söyleniyordu. Aslında rejim
Kur’an Kursları'nı, İmam Hatip Liseleri'ni kapatarak başörtülülerin
kazandıkları eğitim haklarını engelleyerek gerginliği çok önceden
oluşturmuştu. M. Kavakçı’nın tavrı ise gerginlik oluştuktan sonra
ortaya çıkmış tabii bir durumdu.


Bu gergin
ortam 2 Mayıs’tan çok önce iki başörtülü milletvekilinin meclise
başörtülü girme ihtimali gözönünde tutularak oluşturulmuştu. Meclis
başkanı Septioğlu gazeteciler ve program yapıcılar tarafından
sıkıştırılıyor ve üzerinde baskı oluşturulmaya çalışılıyordu. Nesrin
Ünal’de sık sık ”açacak mısınız" sorusuna maruz kalıyor ve sonunda
karar verdiriliyordu, "yasalar töredir, törelere uyulur” diyen genel
başkanınca.


N. Ünal milletvekili yeminini
ederken metindeki insan hakları kavramını vurgulayarak okudu. Bu
vurgulayıcı okuyuş başörtüsünü çıkardıktan sonra ne ifade edebilir?
Neticede Ünal başı açık yemininden sonra alkış tufanı ile
ödüllendirildi.


Gerginliğe Demirel’in Katkısı

Henüz
yemin töreni bitmeden Demirel’in TRT 1 de yaptığı konuşma askerlerin
sözcülüğünden başka birşey değildi. Demirel konuşmasında türbanın
köktenciliğin bir sembolü ve merve kavakçı’nın bu hareketin temsilcisi
bir provakatör olduğunu ve bunun devam edeceğini vurgulamayı da
unutmadı. Demirel’in saptırıcı ve kışkırtıcı sözleri 75 yıllık devlet
geleneğinin bir tekrarıydı. "Devlet cephesinden değişen bir şey yok".


Savaş ve Yüksel Devrede

Sistemin
yılmaz koruycuları olay üzerine hemen açıklamalarda bulundular.
Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş üzerine düşen herşeyi yapacağını
söyledi. Aslında bu açıklama gereksizdi çünkü herkes Savaş’ın görevini
çok iyi yaptığı konusunda en ufak şüphe duymuyordu. DGM savcısı Nuh
Mete Yüksel ise soruşturma başlatarak hızla görevini ifa etti.


Medya Linç Girişiminde

Medya,
bu olayın hemen ardından linç girişimini başlattı. Evrensel ahlak
anlayışı ve insaf açısından hiçbir ölçü tanımayan medya, kullandığı
başlıklarla ve yazdığı köşe yazılarıyla Kavakçı’nın şahsında insan hak
ve özgürlüklerine, İslamî değerlere kin kustu. "Fadime Şahin’den Merve
Kavakçı’ya Öğütler” başlığını taşıyan haberlerle tesettürlü yılan vb
karikatürlerle de iyice iğrençleştiler.


Medyanın
tavrıyla ilgili bir örneği, seviyelerini ortaya koyması açısından
alıntılıyoruz. Savaşan Şahinler: Onlar ak güvercinli partinin savaşan
şahinleri. Onlar on iki kişi. Yemin töreninde türbanlı M. Kavakçı’ya
karşı sayısız sorti gerçekleştirdiler. Avuçları kızarana kadar
alkışladılar. ”Dışarı... Dışarı" diye tempo tuttular. Sonunda zafer
kazandılar.(Star, 04.05.1999)


Birkaç gün sonra
medya, adet olduğu üzere Kavakçı’nın dış baglantılarını soruşturmaya
başladı. Zira böyle buyurmuştu cumhurbaşkanı. Ve bulundu(!) Filistin
İslam Birliği (IAP)ndeki konuşma ve birliğin Hamas ile ilişkisi. Medya
gaspedilen topraklarını almak üzere İsrail ile savaşan Hamas örgütü ile
IAP arasındaki ilişkiden dolayı da Kavakçı terörist sayılıyordu.


M.
Kavakçı’ya yapılanları eleştiren iki yazarının yazılarını Zaman
Gazetesi gerginlik yaratmamak(!) için yayınlamadı. Ortadoğu ve Türkiye
gazeteleri ise diğer medya ile zaten aynı türküyü söylüyorlardı.


Gülay
Göktürk, Perihan Magden gibi bazı yazarlar başından beri olanların
karşısındaydı. Perihan Magden bir yazısında olaya farklı yaklaşımından
dolayı kendisini Vural Savaş’ın aradığını ve halkı doğru
yönlendirmesini rica ettiğini aynı zamanda başörtüsü yasaği ile ilgili
kendisine birçok döküman faksladığını yazdı. Gülay Göktürk ise bir
yazısında şöyle diyordu: ”Başını alıp gitmek. Yakılmak üzere
bağlandığımız çarmıhtan. O çarmıhın altındaki odunlar ateşe verilmeden
bağlarını kopartıp çekip gitmek. O çarmıhın çevresinde halka olmuş
çığlıklar atan bağnazlar güruhunun hevesini kursağında bırakıp çekip
gitmek (7 Mayıs 1999)


Ve neticede çifte
vatandaşlık haberinden sonra Merve Kavakçı, Bakanlar Kurulu kararıyla
hiçbir bürokratik engele takılmadan hizli bir şekilde TC
vatandaşlığından çıkarıldı.


Kurt Girdi, Kuzu Çıktı

Özellikle
başörtüsü konusunda milliyetçi-muhafazakar kesimlerin umudu gözüken
MHP, kendisine bağlanan bu umudun ne kadar boş oldugunu gösterdi. MHP
protokol üzerinde başörtüsüyle ilgili hiçbir maddeye yer vermedi.


Seçim
meydanlarının fatihi olan Tansu Çiller’e gelince, o da dindarların
teminati olmaktan çabuk çarketti. Mesut Yılmaz ise halkın değerlerine
savaş açmaktan agzı yanmıştı, ama seçimlere kadar komutanların
ferahlatan sakızını çiğnemeye karar verdi. Böylelikle tüm partiler her
zaman olduğu gibi seçim öncesi maskelerini çıkarıp gerçek kimliklerine
büründüler.


Atatürkçü Çağdaş Kadınlar Rahatsız

Çağdaş
Yaşamı Destekleme Derneği, Merve Kavakçı olayı üzerine İstanbul Basın
Müzesi'nde bir basın toplantısı düzenledi. Burada kadınlar gözyaşları
içinde "Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganını attılar. Kadın
Araştırmaları Dernegi Baskanı ise Kavakçı’yı Cumhuriyet kadınının
yüzkarası, zavallı olarak niteledi. Halbuki bu derneğin amacı parti
farkı gözetmeden daha çok kadının siyasette yer almasını saglamaktı.
Atatürkçü Düşünce Derneği de olayı şikayet etmek üzere yanlarına bir
grup ilkokul öğrencisi alarak Anıtkabir’i tavafa gittiler.


Merve Kavakçı’ya Destek

Tüm
bu karalama kampanyasına rağmen halkın çoğunluğu Kavakçı’nın arkasında
oldu. Aslında yapılan zulüm mezkur şahsa değil, İslamî değerlerimize
idi. Yani bu olay şahıs ve parti meselesinin tamamen üzerinde, bütün
müslümanları ilgilendirir bir boyutta yaşanmıştı. Ancak bizim,
direnişini sonuna kadar sürdürmesini talep eden desteğimiz, yapılan
yanlışları görmemizi engellememeliydi. Merve Kavakçı kendini ifade
ederken ve savunmasını yaparken, kendisine düşman olan bir zihniyetin
kavramlarını sığınmacı ve faydacı bir mantık örgüsü ile kullanmaktaydı.
Ancak bu tarz kimlik gizleyici söylemlerin şu ana kadar ise yaramadiği
görülmüş olmalıydı. Tabii bu tavır Kavakçı’nın sadece şahsıyla sınırlı
kalmayıp, Türkiye’deki hakim anlayışı yansıtmaktadır.


Bilindiği
gibi Kavakçı’ya birçok ülkedeki müslüman gruplardan destek geldi. Bu
desteği veren ülkelerden biri de İran halkı olmuştur. Gazetelerde "Kara
Destek” olarak verilen bu olayı, el-Vasat dergisi Merve Kavakçı’ya
sormuş o da şu cevabı vermişti: ”İran’da başlar zorla örtülmektedir ve
özgürlükler kısıtlanmaktadır. Böyle bir ülkenin başörtüsü konusunda
benim üzerimden Türkiye’ye karşı tavır alma ve propaganda yapma hakkı
bulunmamaktadır. İran’dan gelen destek beni ilgilendirmiyor.” (25 Mayis
1999, Sağduyu)


Oldukça şuursuz ve insafsız olan
bu cevap, Kavakçı’nın IAP’de yaptığı konuşmada İslam Ümmeti üzerine
yaptığı vurgu ile çelişmektedir. Elbette İran’da eleştirilecek
uygulamalar bulunmaktadır. Ancak Kavakçı’nın cevabı sistemin İran’a
bakısıyla özdeşleşmektedir. Amerika’dan, Almanya’dan ve diğer
ülkelerden gelen destek demokrasi adına ön plana çıkartılırken, küçük
öğrenci grubunun bir araya gelerek İran’da yaptığı desteğin bu şekilde
değerlendirilmesi, bilinç zayıflığının ve çoraklığının bir
göstergesidir.


Öte yandan FP-RP çizgisinin bu
olayda -en azından- hukuki zemini ve söylemi layıkıyla kullanabildiğini
söylemek de imkansız görünmektedir. "Kendisi bilir" yaklasımı ise kaçak
dövüşmenin bir ifadesi olarak görülmeli. RP-FP çizgisinin bu konudaki
tavrı, her zaman olduğu gibi, ”tamam üzerimize düşen payı aldık"
şeklinde tezahür etmektedir ki, geçtiğimiz günlerde yapılan "muhalefet
stratejisi" programında başörtüsünün kendisine yer bulmakta güçlük
çekmesi de, güvenilir olmayan bir siyasetin bu döneme de yansıyacağının
göstergesidir. Malatya’daki ”Başörtüye Özgürlük" mitinginin ardından,
burada yaşanan zulümlerin FP’nin gündeminde yer almaması da, bu
tespitleri doğrulayan bir gelişmedir.


Sonuçta
tek bir olay gibi gözüken Merve Kavakçı hadisesi, sistemin İslam
düşmanlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bize düşen görev ise
bulunduğumuz her alanda Allah’ın dinini yüceltmek sabırla-sebatla ama
hakarete-boykota, baskılara boyun egmeden Rabbimize verdiğimiz şahitlik
sözünün arkasında durmaktadır.
Haksöz Dergisi, Haziran 1999,Sayı:99
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.canmuhammed.ile.biz
 
Başörtüsü Krizi: Semboller Savaşı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Türk Boyları savaşçıları
» KIRGIZ-ÖZBEK SAVASINA DOGRU..
» Türkler ve İslamiyet
» ŞİÎ İŞBİRLİKÇİLER
» DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN SAVAŞI ( SENARYO )

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
FORUM ANA SAYFA :: «««««Üyelere Özel»»»»» :: Serbest Kürsü-
Buraya geçin: